Med Cezir Ender’in Kızkardeşi Sedef’i Oynayan Defne Kayalar Kimdir – Biyografisi / Fotoğrafları / Röportajı

29 Kasım 2013 Med Cezir’e geçen hafta yeni bir oyuncu katılmıştı. Dizide Ender’in kızkardeşi Sedef’i canlandıran oyuncu daha önce 20 Dakika dizisinde de izlediğimiz Defne Kayalar.. Defne Kayalar kimdir..Defne Kayalar hayatı..Defne Kayalar biyografi.. Defne Kayalar fotoğrafları.. Defne Kayalar dizileri filmleri…

DEFNE KAYALAR KİMDİR?

Defne Kayalar doğum tarihi 7 Mayıs 1975’tir. İzmir’de dünyaya gelen oyuncu güzelliğini bu ilden almaktadır. Lisans mezunu olan oyuncu 20 dakika, Keskin Bıçak ve Alacakaranlık dizilerinde ve Babamın Cesetleri oyununda rol almıştır. Ünlü oyuncu 1.70 boylarında ve 55 kilo ağırlığındadır.

defne kayalar 1 Med Cezir Enderin Kızkardeşi Sedefi Oynayan Defne Kayalar Kimdir   Biyografisi / Fotoğrafları / Röportajı

DEFNE KAYALAR’IN BABAMIN CESETLERİ OYUNUYLA İLGİLİ BİR RÖPORTAJI:

Babamın Cesetleri oyuncuları Defne Kayalar, Kaan Taşaner, Özge Özel ve Ulaş Tuna Astepe ile oyun hakkında kısa bir söyleşi (city-shot.com) :

“Babamın Cesetleri” oyununun en çok neyini seviyorsunuz?
Özge: Dekorunu seviyorum.
Kaan: Seyirciyle iletişim gücünü.
Defne: Ben ninniyi seviyorum galiba en çok.
Ulaş: Açılışını seviyorum. Elma yeme sahnesini.

Oyunda pek çok ilişki irdeleniyor. Senaryoyu ilk okuduğunuzda sizi en etkileyen ilişki hangisi oldu? 
Defne: Beni en çok gelin ile baba arasındaki ilişki etkiliyor. Bunu daha önce Berkun ile de konuştum, gelin bir kuşak daha büyük olsa hayatının aşkı baba olacakmış. Gelin babaya büyük bir hayranlık besliyor. 
Kaan: Beni ağabeyin röportajda kurduğu ilişki şekli etkiledi. O an orada olmayan insanlarla konuşmak her insanın sıklıkla yaptığı bir davranıştır - zaman zaman ben de yapıyorum.
Özge: Baba ile annenin ilişkisine diğer hepsinden daha fazla üzülüyorum. Evliliklerinin ardından uzun zaman geçmesine rağmen, baba evde olmadığı için birbirlerini iyi tanıyamamışlar. Ailede babanın yokluğu gibi annenin varlığı da ilişkileri şekillendiriyor, kendi içinde karmaşık bir durum var, ben buna biraz takılıyorum.
Defne: Herkesin hayatının içine de eden, mutlu eden de baba ile annenin ilişkisi. Çok güzel cevap verdiniz Hemşire Hanım!  
Özge: Teşekkür ederim. : )
Defne: Ya siz Doktor Bey?
Ulaş: Ben hemşireden gireyim : ) Beni en rahatlatan şey, komik diye değil, gerçekten hemşirenin herkesle ilişkisi. Hemşirenin diğerleri ile ilişkisi bir yabancılaşma yaşatıyor. Yani içinde bulunduğun durumun anlık dışına çıkma, mesafe koyma… Bu bir muhabbette de olabilir, bir masada da, hatta burada da olabilir. Bu oyunda da bu kadar büyük dramlar yaşanırken hemşirenin herkese anonim davranması, bizi durumun içinden çıkartıyor, nefes aldırıyor. Çok kıymetli bir an olduğunu düşünüyorum.
Defne: Sanki her odada bunlardan var edası var. 
Ulaş: Ama tabii karizmatik cevabı da babanın ölümle olan ilişkisi. Baba ölümünü bile işlevsel bir hale getiriyor. Ölümü bile bir iş, bir savaş, bir mücadele gibi. Bütün bu organizasyonu ölümünün üzerine kuruyor.

 Med Cezir Enderin Kızkardeşi Sedefi Oynayan Defne Kayalar Kimdir   Biyografisi / Fotoğrafları / Röportajı

Oyunda en sevdiğiniz repliği söyleyebilir misiniz?
Defne: Benim için her gün değişiyor. Şu anda mesela herhalde sırf Ulaş dibimde oturduğu için “Ağabeyiniz ile görüşmüştüm değil mi?” cümlesi. Bir cümlede iki kardeş için “bu kadar birbirinizden farklı olduğunuzu sanmayın, ikiniz de aynısınız, bir babanın iki oğlu” diyor. Tabii bizim için repliklerin anlamları çok değişiyor, çok şakaya vurduk, her lafı kendi hayatımızın içinde başka şeylerde kullanıyoruz.
Özge: Ben ilk senaryoyu okuduğumdan beri sevdiğim cümlelerin yanına küçük kalpler koyuyorum. En kilit olduğunu düşündüklerimden biri de Defne’nin “Siz yaptınız!” cümlesi.
Defne:  “Acıyı ve insanı görmüş özgür bir adam ve daha şu hayatta hiçbir şeyi görmemiş, hiçbir şey bilmeyen benim güzel kızım sarıldılar ve ağladılar. İki özgür insan. Ve siz birini katil, öbürünü kurban yaptınız. Siz yaptınız!” Özge provalardan beri gelip gidip bunu söylüyor.
Özge: Ama onlar yaptılar değil mi Defne! : )
Kaan: Benim en sevdiğim “Hayvan geldin, hayvan gideceksin bu dünyadan biliyorsun değil mi?” repliği.
Ulaş: “Ağla ve vedalaş benimle oğlum” beni gün içinde düşündürüyor.

Oyunda baba karakterini canlandıran Şerif Erol’un 15 dakikalık uzun tiradi oyundaki gerçekliği bozduğu gerekçesiyle seyirciler tarafından sosyal medyada “kibarca” eleştirildi. Biz bu konu hakkında sizin ne düşündüğünüzü merak ediyoruz.  
Defne: Orada beni düşündüren babanın niye giderayak bu hikâyeyi anlatıyor olması. Anlattığı şeylerin detayından çok, neden bunu anlatıyor. Altından sanki bir şey çıkacak gibi.. Uzun bulunması hakkında bir şey söyleyemeyeceğim, biz oyunu hiç izlemedik ki!
Özge: İlk okumalardan itibaren ben bu tiradı pür dikkat dinleyip, her seferinde resmin eksik kalan kısımlarını tamamladım. Açıkçası insanların uzun bulacaklarını beklemiyordum. Bir yandan da “uzun bir tirat” diye bir kez söylendi mi, insanlar ona şartlanıp dinliyor olabilir diye düşünüyorum.
Kaan: Gerçek hayatta insanlar saatler süren monologlar yaparlar.

Küçük bir çağrışım oyunu oynamak istiyoruz. Aşağıdaki kelimeleri duyduğunuzda ilk aklınıza geleni bizimle paylaşır mısınız?

Özgürlük - Özge:  Güvercin
Baba        - Defne:  Şerif Erol
Hayranlık - Ulaş:  Bela
Önyargı   - Kaan:  Siyah
    Özge:  Hayat
İhanet - Defne:  Sevgisizlik
Aşk - Ulaş:  Aşk! Ben bu oyunu oynayamadım : )
    Özge:  Kalp
    Kaan:  Koku
Korku  - Defne:  Engel
Kardeş - Ulaş:  Bilemedim ne desem iddialı gibi
    Defne:  Gerekli de, gerekli!
    Ulaş:  Gerekli : )
Ölüm - Özge:  Hayat
Sır  - Defne:  Gizli kalmaz
    Kaan:  Kuyu

 

 Med Cezir Enderin Kızkardeşi Sedefi Oynayan Defne Kayalar Kimdir   Biyografisi / Fotoğrafları / Röportajı

Ağabey karakteri oyunda bir yönetmeni canlandırıyor. Oyun süresince adı sürekli geçen ama konusu bilenmeyen, hiç çekilmemiş bir film var. Sizce bu film çekilseydi, nasıl bir film olurdu? Nerede geçerdi, konusu ne olurdu, kimler oynardı? 
Kaan: Soğuk, karlı, beyaz bir dağ köyünde geçerdi. “Babamın Cesetleri” oyununa benzerdi. Eğer yaşasaydı Şükran Güngör oynardı. Türkiye’de yaşamış en iyi erkek oyuncu olduğunu düşünüyorum.

Bizler izleyici olarak Berkun Oya’nın kaleminin sağlamlığını biliyoruz. Sizin açınızdan bakarsak Berkun Oya ile yönetmen olarak çalışmak nasıl bir duygu? Provalar nasıl geçti?
Defne: Çok zevkli! Bunu her yerde, herkese söylüyorum. Bizimle olağanüstü bir sükûnet ve hakimiyetle çalıştı. Bir tek an sabrını, sinirini kaybetmedi. 50 defa söylediği şeyi “ben bunu 50 defa söylemiştim” demeden büyük bir zarafetle ve hep çözüme odaklanarak çalıştı. Bunun müthiş bir özgürlük olduğunu düşünüyorum. Öner’le de çoğu zaman bunu konuşuyoruz; Berkun böyle olduğu için biz ona karşı çok büyük bir sorumluluk duyuyoruz. O’nun gösterdiği özenin, ne yapsak da hakkını verebilsek, bir tek an aklı burada kalmasa, rahat etse, O’nun hayalinin çok daha ötesine geçirebilsek istiyoruz.
Kaan: Fiziksel olarak tatil, ruhsal olarak çok ağır bir antrenman gibi. Her provadan duygularım terlemiş ve toksinlerimi atmış çıkıyordum.

 Med Cezir Enderin Kızkardeşi Sedefi Oynayan Defne Kayalar Kimdir   Biyografisi / Fotoğrafları / Röportajı

Berkun Oya oyuncuları serbest bırakan bir yönetmen mi ve oyun sırasında doğaçlama yapıyor musunuz?
Defne: Doğaçlama yapmıyoruz. Berkun seçenekler arasından hem kendi istediğine hem de bizim en verimli olduğumuza inandığı seçeneğe bizi yönlendiriyor.
Özge: Berkun’un kafasında her şey çok belli. Genel, özel bütün detaylar çok net. Size bir çerçeve veriyor ve bunun içinde ne yapabilirsin diyor. Bu da hem biraz zorlayan hem de aslında oyunu renklendiren bir şey. Aynı sahnenin aynı replikleri içinde de olsa her seferinde başka bir şey çıkabiliyor.
Ulaş: Oyuncuyu bu camın arkasına sokup başka türlü nasıl oynamasını bekleyebilirsin ki zaten?

Krek sahnesi alışılmış tiyatro sahnelerinden çok farklı. Sizin için camın arkasında oynamanın avantajı ya da herhangi bir dezavantajı oldu mu?
Kaan: Tek sorumluluğumuzun duygusal disiplin olduğunu bilmek çok avantajlı. Dezavantajlı bir durum hissetmedim hiç.
Defne:  Bilmiyorum, ben liseden beri ilk defa tiyatro sahnesine çıkıyorum, ben buna cevap veremem ama farklı olmalı diye düşünüyorum.
Ulaş: Benim için yıllardır aranan kıvam bulundu gibi. “ In your face”, “interaktif” denilen tiyatrolarda seyirciyle oyuncu arasındaki yakınlık, temas, bana her an bir şey olabilirmiş hissi veriyor. O hisle oyundan her an soğumaktan çok korkuyorum. Bunun tam aksine oyun çok uzakta bir sanat eseri de olabiliyor. Mesela AKM’de uzaktan izliyorsunuzdur. Bana Krek sahnesi seyirci ile oyuncular arasındaki en dürüst ilişki biçimini kuruyor gibi geliyor. Oyun oynanıyor, bundan kimsenin şüphesi yok, olabildiğince zekâmızı gıdıklayarak, gerçeklik kanallarınızı tam olarak ele geçirip, sizi inandırarak ve aynı zamanda da kendinizi çok rahat hissetmenizi sağlayarak… Vay, ben ne kadar konuşmaya başladım!
Defne: Siz izleyici olarak çok mahrem bir şeyi dikizliyorsunuz, biz  de sahnenin içinde o mahremiyeti hissediyoruz.
Ulaş: Muhtemelen rahatsınız izlerken değil mi? Mesela tiyatro salonlarında gülünecek yerde topluca gülünür ya da yanındaki kızın kokusu gelir, dikkatiniz dağılır gibi durumlar olur. Mesela benim “umarım yanıma güzel bir kız oturmaz” dediğim çok olmuştur. : ) Burada kulaklıklar olduğundan, herkesle ilişkin kesiliyor, herkes kendi halinde…

Türkiye dışındaki tiyatrolara baktığınızda en çok neyi kıskanıyorsunuz? Sizce bizde eksik olan ne?
Ulaş: Almanlar var işte!
Özge: Genel olarak Almanlar var. Geçen sene “Bayrak” ve “Güzel Şeyler Bizim Tarafta” ile Almanya’ya turneye gitmiştik. Maddelere dökemiyorum ama gerçekten onların Almanlıkları var diyebilirim.
Kaan: Bizde bir şeyin eksik olduğunu mu düşünüyorsunuz?

City-Shot okurları için bu sezon oynayan bir tiyatro oyunu önermek ister misiniz?
Defne: Sarı Ay’ı izlerken ben çok eğlendim. Bir de “Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi” oyununda Esra Bezen Bilgin’i herkesin izlemesi gerektiğini düşünüyorum. Oyunculuğu inanılmazdı.
Özge: En son “Kurabiye Ev”e gittim. O da iyiydi, ona da gitsinler : )

City-Shot’ı beğendiniz mi? 
Kaan: Çok iyi dizayn edilmiş ve dinamik buldum. İyi dekore edilmiş bir bekleme odası gibi.
Defne: İlk dikkatimi çeken çok güzel açılması oldu. Çabuk içine çağıran bir formatı var. 
Özge: Beğendim, hatta Ulaş’a da gösterdim.

En büyük hayaliniz nedir?  
Kaan: Dünyayı gezebilmeyi çok istiyorum.
Defne: Doğuda yatılı bir yurt yaptırmak istiyorum. Mümkün olduğu kadar çok yaştan çocuğun yararlanabileceği, içerisinde her tür imkânın olacağı bir yurt yaptırma hayalim var. Özellikle doğuda çocukların sosyal yönlerini geliştirmeleri çok zor. Kitap okuma saatlerinde okuyacak kitabı bile olmayan okullar, şartlardan dolayı gidip gelmesi çok zor olduğu için okulu bırakan öğrenciler var. En azından hafta içi kalabilecekleri bir yurt yaptırmak istiyorum.

Peki bu hayaliniz için bir şeyler yapıyor musunuz?
Defne: Şimdilik sadece oyun kitabı, bulmaca kitabı, kaynak kitap, roman, her tür kitabı düzenli olarak yatılı okullara gönderiyorum.

Biz nasıl yardım edebiliriz? Belki bunu okuyan City-Shot okurları da yardımda bulunmak isterler. Ne yapmaları gerekiyor?
Defne: Beni arayacaksınız! : )

Telefonunuz yok : )
Defne: İsteyen herkes buraya getiriyor, biz yolluyoruz. Direkt okullarla yazıştım. Batman’da bir yatılı okula ve Adıyaman’da bir ortaokula düzenli olarak gönderiyorum. 

 Med Cezir Enderin Kızkardeşi Sedefi Oynayan Defne Kayalar Kimdir   Biyografisi / Fotoğrafları / Röportajı

Peki ya sizin hayaliniz nedir?
Özge: Benimki o kadar küçük kalacak ki söylemeye çekiniyorum.
Ulaş: Mini Cooper falan : )
Defne: Küçük de söyleyebilirsiniz. Mesela Ulaş bize geldiğinde “bu İpad’imi nereye takacağım” diyor, bir başka hayalim de ara kablo almak. 
Özge: Erasmus’a gitmek gibi bir hayalim var.
Defne: Erasmus’u boşver. Güney Amerika’ya gidelim biz sırt çantalarımızla.
Özge: Varım, bunu konuşalım.
Defne: Doktor Bey sizin hayaliniz nedir?
Ulaş: Valla çöl geçesim var çok fena.
Defne: Motorla mı?
Ulaş: Yok klimalı bir arabayla daha iyi olur. : )

Mesela hangi çöl?
Ulaş: İran’daki olabilir. Hepsi olabilir aslında. Sessizlik konusu döndü de yakın bir zamanda. Benim de çok uzun zamandır aklımda. Dağ, tepe, okyanus, çöl, kanyon.. Seviyorum büyük şeyleri. Kaya hastasıyım mesela! Kayaya sarılıyorum.
Defne: Biz Güney Amerika’ya gideceğiz. Gel bizimle, seni bırakırız bir boş taşın yanına : )

Şimdi burada bizim sorularımızı cevaplamak yerine nerede / ne yapıyor olmak isterdiniz?
Ulaş: Çölde!
Özge: Şu an anneannemde olmak isterdim, büyük eğlence dönüyor. : )
Defne: Yaz olan bir yerde.
Ulaş: Arjantin mesela?
Defne: Olabilir.
Kaan: Evde yeni aldığım kitabı okuyor olmak isterdim.

Son olarak, kendinize bir soru soracak olsanız ne sorardınız?
Ulaş: Niye yapıyorsun bunu kendine?
Özge: Emin misin?
Kaan: Mutlu musun?
Defne: Mutlusun değil mi?

Bugüne kadar röportajlarınızda “bu soruyu da nasıl sormadılar” dediğiniz oldu mu hiç?
Defne: Bunu niye sormadılar değil de bunu nasıl soruyorlar dediğimiz çok oldu.
Özge: Mesela, karakterinizden bahseder misiniz?
Defne: Ya da karakterinizi anlatır mısınız?
Ulaş: “Bu oyuna nasıl dahil oldunuz? Adam macera peşinde yani : )

Bütün oyuncuların öyle iyi bir enerjisi vardı ki, insanı rahatlatan, iyi hissettiren.. Hepsine sırf bunun için bile defalarca teşekkür ederiz!

Oyunu beğenirsiniz, beğenmezsiniz bilemeyiz ama sizi bir yerlerden, belki birçok yerden tutup yakalayacağına ve sarsacağına eminiz.

 Med Cezir Enderin Kızkardeşi Sedefi Oynayan Defne Kayalar Kimdir   Biyografisi / Fotoğrafları / Röportajı

* Bu röportaj City-Shot ekibinden Zeynep Sayın ve Pınar Uysal tarafından hazırlanmıştır.

 

 

 

Eklenme : 29.11.2013 Gösterim : ...

Bu habere hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yapan sen ol !