muhabbetim.com
DOLAR
2,22 / 0,32
EURO
2,76 / 0,33
ALTIN
86,0 / % 0,95
BİST100
82.83 / -0,54
Ara ara hafif yağmurlu
İstanbul: Ara ara hafif yağmurlu
  • NAMAZ
    VAKİTLERİ
  • HAVA DURUMU
  • ÜYELİK GİRİŞİ

Emek Sineması Protestosu Davası/ Duruşma 24 Ekim 2013/Sanatçı ve Aydınlardan Yorumlar ve Tepkiler

Emek Sineması Protestosu Davası/ Duruşma 24 Ekim 2013/Sanatçı ve Aydınlardan Yorumlar ve Tepkiler
Eklenme : 12 Eylül 2013 17:09    Güncelleme : 12 Eylül 2013 17:09    Okunma : 62

Emek Sineması’nın yıkımını protesto ettikleri gerekçesiyle 7 Nisan 2013’te yapılan eylemde gözaltına alınan ve haklarında “görevi yaptırmamak için direnme” ve “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu‘na muhalefet” suçlarından 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan dört kişinin yargılanmasına başlandı.

page_emek-sinemasi-yikildi-ama-davasi-yeniden-gorulecek_518246967

Emek Sineması’nın yıkımının durdurulması için 7 Nisan’da aralarında sinema sanatçılarının da bulunduğu bir grup, Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde protesto yürüyüşü yapmıştı. Basın açıklamasının ardından gruptan bazı kişiler, Emek Sineması’nın bulunduğu Yeşilçam Sokağı’na girmek istemiş ancak polis engeliyle karşılaşmıştı. Eylemcilere biber gazıyla müdahale eden polis, yaşanan arbede sonrası Berke Göl, Hazar Berk Büyüktunca, Özgür İpek ve Mehmet Ferit Aka’yı gözaltına almıştı. Sinema Yazarları Derneği üyesi Berke Göl ve diğer üç kişi hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” ve “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlarından 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasına tutuksuz sanıklar Berke Göl, Hazar Büyüktunca, Mehmet Ferit Aka ve Özgür İpek ile avukatları katıldı. Sanıkların kimlik tespitinin ardından savunmalarının alınmasına geçildi.

“BARIŞÇIL AMAÇLAR İLE BİR YÜRÜYÜŞ TERTİP EDİLMİŞTİ”  

Sanıklardan Mehmet Berke Göl, 7 Nisan 2013 günü İstanbul Film Festivali’nin kutlandığı bir gün olduğunu belirterek, Festivalde jüri üyesi olduğunu ve o sebeple İstiklal Caddesi’nde bulunduğunu ifade etti. Göl, savunmasına şöyle devam etti: 

“Emek Sineması’nın yıkılışı uzun zamandan beri gündemde idi. Biz sinemaseverler ve sanatçılar olarak yıkılmasını istemiyorduk. Bu amaçla o gün tamamen barışçıl amaçlar ile bir yürüyüş tertip edilmişti. Ancak emniyet birimleri sokağın başını kapattığı için içeriye giremedik. Ben arka tarafta olduğum için içeriye giremedim ve neler konuşulduğunu duymadım. Kimseye mukavemet etmedim, taş sopa kullanmadım. Olay yeri kalabalık olduğu için polisin anonsunu da duymadım” 

BERAATLERİNİ İSTEDİLER   

Sanık Hazar Berk Büyüktunca da, yıkım kararını protesto etmek amacıyla orada olduğunu belirterek eylemde şiddet kullanmadığını ancak polisin şiddetine maruz kaldığını iddia etti. Sanıklardan Özgür İpek ve Mehmet Ferit Aka da savunmalarında sadece protestoya katıldıklarını ifade etti. 4 sanık da beraatlerine karar verilmesini talep etti. Mahkeme sanıklara ve sanık avukatlarına yazılı savunmalarını mahkemeye sunabilmeleri için süre vererek duruşmayı 24 Ekim 2013 tarihine erteledi. 

6 YILA KADAR HAPİSLERİ İSTENİYOR  

Cumhuriyet Savcısı Gökalp Kökçü tarafından hazırlanan iddianamede, Şüphelilerin eski Emek Sinemasına girmek isteyen 250 kişilik grup içerisinde yer aldığı, ve kolluk güçlerinin megafonla yaptığı basın açıklamasının ardından dağılın uyarılarına uymayarak ellerinde bulunan soda şişelerini ve etraftaki saksıları kolluk güçlerine fırlatarak ‘görevi yaptırmamak için direnme’ suçunu işledikleri ve kolluk güçlerine zor kullanılarak yakalandıkları belirtildi. 4 sanığın, “görevi yaptırmamak için direnme” ve “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlarından 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları isteniyor.

ADLİYE ÖNÜNDE SANATÇILARDAN EYLEM  

Duruşma öncesi ise aralarında sanatçıların da bulunduğu Emek Bizim İnisiyatifi üyeleri Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nın önündeki basın açıklamasına izin verilen alanda toplandı. Grup adına açıklamayı okuyan Oyuncu Tülin Özen, Emek Sineması için verdikleri mücadelenin 2009’dan beri devam ettiğini belirterek, “Kamuya ait olan Emek Sineması’na sahip çıkarak sadece bir kültür varlığına ve hafızasına değil, aynı zamanda kentin müşterek alanlarına ve bu alanlar üzerindeki söz hakkımıza sahip çıkıyoruz” dedi. Özen, açıklamasına şöyle devam etti: 

Sermayeyle el ele veren iktidar, sesimizi kısmak, kent hakkımızı elimizden almak için 4 yıl süresince çok uğraştı. 7 Nisan’da yapılan Emek Sineması eyleminde devletin kolluk güçlerinin, sinemasına sahip çıkan insanlara karşı nasıl sermayeyi koruduğunu hep beraber gördük. Hem hukuka aykırı hem de insanların nezdinde gayrimeşru olan bir yapıya ‘zarar gelmesin’ diye, Yeşilçam Sokağı hukuksuz bir şekilde bizlere kapatıldı, biber gazı ve tazyikli suyla şiddet uygulanmak suretiyle anayasal hakkımız gasp edildi. Bununla da yetinilmedi, göstericilerden dördü gelişigüzel gözaltına alındı. Bugün gözaltına alınan arkadaşlarımız Berke Göl, Hazar Berk Büyüktunca, Mehmet Ferit Aka ve Özgür İpek hakkında toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefetten altı yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın ilk duruşması görülüyor. Dört yıl boyunca sinemasına sahip çıkan; gösteri ve yürüyüş yaparak hakkını arama ‘suç’unu bu dört arkadaşımızla paylaşan herkes bugün burada. Adalet yerini bulduğunda hep birlikte beraat edeceğiz.

Emek’e sahip çıkıyoruz

Emek Sineması da 26 Ekim 2009’da restore edileceği gerekçe gösterilerek kapatılmıştı. Çok sayıda protesto gösterisi ve yapılan iptal başvurularına rağmen Emek Sineması’nın da içinde bulunduğu, binada yapılacak inşaat çalışmaları için iskele kuruldu. Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Emek Sineması’nın yıkılmadığını, orijinal hali bozulmadan aynı binanın üst katına taşındığını söyledi. Bizler de bu konuya karşı duyarsız kalmayan sanatçı ve aydınlarımızdan Emek Sineması hakkında ki görüşlerini aldık. Meselenin sadece Emek Sineması olmadığını belirten sanatçılar ‘Kentsel Dönüşm’e dikkat çekerek İstanbul’un talan edildiğini dile getirdiler. Bu talan izin veremeyeceklerini söyleyen, sinema yazarları, yönetmenler, oyuncular, aydınlar bir kez daha ‘Emek’e sahip çıkıyoruz diyerek binaya kurulan yıkım isklelerini protesto etti.  Oyuncu Rıza Sönmez “Beyoğlu arsa değildir!” diyerek yıllardır yapılan değişim çalışmalarına karşı olan tepkisini belirtti. Emek Sineması’nın arkasında olacaklarını belirten birçok sanatçımız eylemlere de katılmaya devam edeceklerini söyledi. Emek Sineması yıkılacaksa yerini neyin nasıl dolduracağı ya da dolduramayacağı sorusu ise aydınlarımızı kararsızlıkta bıraktı.

İşte aydın ve sanatçılarımızın İnsanHaber‘e özel Emek Sineması yorumları. 

Selçuk Yöntem: Bu konu beni çok hüzünlendiriyor; herkesin söylediği gibi benim için de çok özel bir yer Emek Sineması. Emek Sineması benim çocukluğumun sineması. Emek Sineması’nın yıkımı konusunda birşey söylemek bile benim asabımı bozuyor! Keşke yıkılmasa, keşke birşeyler yapabilsek ama ne yazık ki ok yaydan çıktı galiba! 

 


Zafer Algöz:
 Vallahi ne söyleyeyim; biliyorsunuz biz bu konuda yürüyüşte yapmıştık sanatçılar olarak. Çünkü bir kentin uygarlığı ve medeniyet seviyesi zaten elindeki tarihi yapılara sahip çıkması ile ölçülür; fakat ne yazık ki bizde böyle bir tarih bilinci yok. Elimizde var olan bütün eskilerimizi artık köhne, ahşap ve işe yaramaz deyip hem yıkıp yerine yeni birşey  yapmak merakındayız.Yeni bir salon, yeni bir alışveriş merkezi ya da yeni bir yapı yapmanın medeniyet ile hiçbir ilgisi yoktur; çünkü eski olan herşeyi yıkp akmak çözüm olsaydı bugün Dünya’da Venedik gibi bir şehir olmazdı. Emek Sineması için gerçekten çok üzülüyorum. Çok yazık!

Ercan Kesal: “Emek” sinemanın emeği,geçmişi ve mazisidir! Mazisine, geçmişine çıkmayan insan geleceğinede sahip çıkamaz !

 

 

Rıza Sönmez: Burada çok önemli bir sorun var; bir takım insanlar Beyoğlu’nu arsa ve Emek Sineması’nı da asansör zannediyorlar! Ne Beyoğlu arsadır ne de Emek Sineması’nı yıkarak üst katlara çıkabilirler. Dolayısı ile bir düzenleme yapılacak ise Beyoğlun’nun özgür koşulları içerisinde düzenlemeler yapılmalıdır.Bugün ki Emek Sineması’nın durumu ise utanç duyulması gereken bir durumdur. Niye Emek Sineması üst kata taşınıyor ki? Anıtlar kurulu son derece makul kararlar verebilir bence. Emek Sineması’nın bir fuayesi yoksa ve bir fuaye üretilmek isteniyorsa bence Emek’in altına inilmelidir; iki kat daha insinler fuaye yapsınlar. Her gördüğümüz tarihi yapının otele veya alışveriş merkezine dönüştürülmesi bence utanç verici birşey! 

Orası zaten kendinden menkul üç tane sinema salonu taşıyan bir yerdir. Daha önce tiyatrosu da yandı ve yıllarca kapalı kaldı; o tiyatronun yanmasıda Emekli Sandığı’nın günahlarından birisidir. Benzer bir günahıda Demirören’de aynı günahı işliyor orada; Demirören’nin yaptığı o çirkin alışveriş merkezinin içinde iki tane sinema salonu vardır ki bunlar tabikide lüks sinema salonlarıdır. Orada bir boşluk alanı üretmek için oradaki Saray Sineması’nı ortadan kaldırdılar. Ve şimdi de bir asansör kovası yapmak için Emek Sineması’nı ortadan kaldırmak istyorlar. Onlarım 25bin metrekarelik inşaat alanları vardı ve şimdi 75bin metrekare yaptılar bence bunlarn hepsinden utanç duymalıyız! Bizler de beraber örğütlenip ve örğütleyip tüm bunları önleyemediğimiz için öncelikle kendimizden utanç duymalıyız! Son olarak şunu söylüyorum; Beyoğlu arsa değildir!

Mete Horozoğlu:Öncelikle sinemalarımız yıkılmasın demek isterim. Yıkılacaksa da yerlerine daha iyi koşullara sahip sinemalar getirilmeli. Aslında bütün mesele Emek Sineması değil; Türk sinemalarının toptan bir revizeye ihtiyacı var. Özellikle de Anadolu’daki salon sayılarımız ile alakalı ciddi sorunlarımız var. Onları konuşmamızın daha doğru olduğunu düşünüyorum sadece markalaşmış bir sinema üzerine gidilmemesi gerektiğini de düşünüyorum açıkçası.

  

Reis Çelik:Emek Sineması’nı göz göre göre kaybettik! Ne yazık ki hiçbir toplumsal reaksiyon gösteremedik.Bizler yani karşı çıkan insanlar çok az kaldık ve devlette bu konuda samimi davranmadı. Şimdi ise kaybedilmiş bir değerin acısını hala konuşuyoruz. Acımız içimizde!

 

Ayça Varlıer: Emek Sineması’nın yıkılması çok büyük bir haksızlıklık! Emek Sineması öncelikle tarihi olan bir sinema umarım ileride onun yerine yapılacak olan sinema onun yerine geçemesede aynı türde olur ve söz verdikleri gibi yapılır. Bizler bu meselenin arkasındayız; gerek sinema olsun gerek tiyatro sahneleri olsun kapatılmaktadır bizler sahne blmakta zorluk çekiyoruz sinemalarımız da kapanmasın sahnelerimiz de!

 

Demir Karahan: Emek Sineması’da dahil hiçbir şey yıkılmasın daha da üzerine yapılsın.

 

 

Selma Ergeç:Benim görüşüm çok klişe olacak; ama benim en sevdiğim filmlerimden birinin galası Emek Sineması’n da olmuştu. Ve Emek Sineması çok güzel bir sinema, tarihi bir sinema. İster Emek Sineması olsun ister tiyatro salonları ve diğer tarihi binalar onları yıkıp yerlerine son derece estetikten yoksun binalar inşa etmek umarın Türkiye’nin yakın zamanda vaz geçeceği bir özellik olur. Biraz Avrupa ülkelerinden feyz alır ve bu yıkımdan vaz geçer. Bu özellikle de Emek Sineması için geçerlidir. Ben kapanmasını diliyorum ve protestolara da her zaman katılmaya çalışıyorum.

 

Orhan Aydın: Bu mesele sadece Emek Sineması değildir bütün tarihi değerlerimizi kapsar. Kentsel dönüşüm bir kentsel üretimdir bence. Herşey ülkedeki bütün tarihi alanların talan edilmesi ile sürüyor, bütün ortak değerlerimiz şu ya da bu şekilde yandaşlara peşkeş çekildiğini ve kıyak yapıldığını görüyoruz. Fabrikalar, tarlalar, nehirler, dereler, ırmaklar, ormanlar üst üste çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle ve bir takım düzmece yasalarla. Ki bu röportajı okuyan vatandaşlarımız araştırma yaparlarsa gerçekten de bütün belgelerin nasıl düzmeceler olduklarını görecekler; bütün belgeler yasal karşılığı olmayan düzmecelerden olşuyor.

Herşey Başbakan’nın ağzından çıkan söz bağlı zaten. İstanbul’daki genel durum da budur; Ankara’da ya da İzmir’de farklı değildir. Bundan üç ay evvel de 35 ayrı kentte birden kentsel dönüşüm adı altında bir çalışma başlatıldı. Daha sonra İstanbul içersinde kültürel dokusu çok zengin olan mahallelere girildi; Surdibi Mahallesi’nde yaşayan ve halkmızın çingene diye tabir ettiği romanlar bölgeden sürüldü ve oraya süslü püslü evler yapılıp içerlerine de zenginler yerleştirildi. 

Resmen Belediye Meclis üyeleri ve Akp’li çalışanlar kendilerine evler yapmış oldular orada da. Ve bu süreç kentin merkezine doğru kaymaya başladı beş sene  önce AKM’nin yıkılma istemi gündeme gelmişti bu süreçle bağlantılı olarakta Emek Sineması ve İstiklal Caddesi’nde yer alan birçok değerli binanın yıkılması ve yerlerine yenilerinin yapılması öngörülüyordu. Bizler de bu yeni yapılanma meselesini açıp üzerine konuşmaya başlayınca anladık ki yapılacak olan tek şey eskiyi yok etmek. İstiklal Caddesi’ndeki birçok önemli değer ile ilğili planlar var,bunlardan bir tanesi de Emek Sineması’dır. Fakat Emek Sineması hem Türkiye’nin hem de Dünya’nın ortak belleklerinden biridir! Cumhuriyetin hemen sonrasında kurulmuş bir sinemadır ve o günden bu yana hem Dünya hem de Türkiye Sinemasına ev sahipliği yapmıştır. Ayrıca dokusu itibari ile de eşi bulunmaz bir sinemadır; tavan yüksekliğinden tutun da olağan üstü sahne derinliğine kadar müthiş bir mimariye sahiptir. Emek Sineması’nın yıkılmaması için yaklaşık 4-5 yıl önce eylemler yapılmaya başlandı ve Emek Dayanışması adıyla insanlar bir araya geldiler. Fakat durduramadılar çünkü Akp’nin temel isteği burayı yıkmaktır ve sinema salonunu yapacakları bir AVM’nin içersinde en üst kata taşımaktır. Bizlerim bu konuda ki yetkililer ile yaptığımız görüşmelerin hiçbiri olumlu sonuç vermedi. Bizler de anladık ki bugün o gündür tıpkı Beyoğlunun ortasındaki Demirören alışveriş merkezi gibi bir bina yapacaklar yıkılan Emek Sineması’nın yerine. Bugün Emek Sineması’na gittiğinizde göreceksiniz ki dışına iskeleler kurulmuş ve yıkım çalışmalarına başlanmış durumdadır. Ki mahkemenin verdiği bir yürütmeyi durdurma kararı var; ona rağmen yıkım başlamıştır!

Talip Karamahmutoğlu: Emek Sineması bizim için Türk Sineması’nın sembolüdür. İçinde tüm sinema tarihimizi barındıran en bağımsız sinemamızdır ve her zaman İstanbul’da var olması, yaşaması, yaşatılması gerekir. Birçok sinemacı ve yapımcı filmlerinin kocalarını dağıtırken iş yapan sinemaları seçer; fakat söz konusu Emek Sineması olunca hiç düşünmeden kopya gönderilecekler listesinin başına yazılır. Tabiî ki bunu çok idealist sinemacılar yapar sadece iş yapsın ya da yapmasın Emek Sineması’na bir kopya gider. Biz sinemacılar da emeğin ayakta kalması için her şeyi yaptık; bizden sonraki nesillerin de orada sinema izleme keyfini yaşamalarını istedik. Emek Sineması bir tarihtir; nasıl bugün bir Ayasofya’yı yıkıp yerine alışveriş merkezi kuramıyorsak Emek Sineması’nın yıkılması da söz konusu olamaz.

Şenay Aydemir: Ben geçen hafta  Petersburg’taydım; orada en yeni bina üç yüz yıllık falan sonra da buraya gelip yüz yıllık tarihi olan bir sinemanın yıkım aşamasında olması görmek beni çok üzüyor. Ben bir sinemasever ve bir sinema yazarı olarak ruhu olan, yaşanmışlıkları olan sinemalar ve binalar istiyorum o yüzden de Emek Sineması’nın sembolik bir değer olduğu düşünüyorum. Serkldoryan binasının neden tamamen kültür sanata vakfedilmediğini anlayamıyorum; tamam çok kötü durumda ama restore edilebilir ve var olan onlarca kültür sanat kurumunu içine alabilir. Emek Sineması sinematik olarak değerlendirilsin ki bu aynı zamanda bir ihtiyaçtır da. Bu sadece bir özlem değildir bu ülkede kültür sanat üreten insanların gerçekten böyle bir şeye de ihtiyaçları var ve bununla ilgili çalışmalar yürüten insanlar da var asıl can sıkıcı şey bu bence.

Fırat Yücel : Üç yıldır söylüyoruz bu caddenin ve bu şehrin Emek Sineması gibi bir salona ihtiyacı var. En önemlisi de festivaller için Emek Sineması’na ihtiyacımız var. Ben yurtdışında gerçekleşen pek çok festivale katıldım kapısı sokağa açılan salonları olmayan festivaller resmen yaşamıyorlar ve o festivalde ki atmosfer çok kötü oluyor. Gerçekten de bir alışveriş mekezinin içerisine sıkışmak kimsenin tercih etmek isteyeceği bir şey değil; sırf buradan baktığımızda bile bir festival şehrinden bahsediyorsak, eğer ki İstanbul’un bir festival şehri olduğu iddia ediliyorsa İstiklal Caddesi gibi bir kültür merkezinde Emek Sineması çok önemli bir yer taşıyor. Bu her türlü bu işten anlayan kişilerin söylemekleri ilk şeydir.

Biz Alt Yazı dergisini ilk çıkarmaya başladığımızda demişlerdik ki; salon sayılarını çoğaltarak filmlerin sayılarını da arttıracağız, salonlar çeşitlendi fakat film sayıları düştü. Yani ya yalan söylüyorlardı ya da salonlar belli sermaye gruplarına ait olmaya başlayınca ortada çeşitlilik diye bir şey kalmadı. Emek Sineması yapısı ve tarihi ile bir sinematik olabilecek bir salon aslında. Burası bir kamu malı ise, sosyal güvenlik kurumuna ait ise buraya bir sinematik yapmak devletin görevidir. Bizim vergilerimiz ile yaratılan bir yer ticari bir işletmeye devredilemez.

insanhaber.com

 



Bu habere hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yapan sen ol !