Geri » muhabbetim.com


Bülent Ecevit öldü ! Bülent Ecevit nereye defnedilecek ? (06 Kasım 2006)

Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığı Bülent Ecevit için devlet töreni düzenlenmesi için çalışma başlattı. Ecevit'in cenazesi, 11 Kasım Cumartesi günü toprağa verilecek. 06 Kasım 2006 15:50

CENAZE, CUMARTESİ GÜNÜ DEFNEDİLECEK
    
Eski başbakanlardan Bülent Ecevit'in cenazesinin, 11 Kasım Cumartesi günü toprağa verileceği bildirildi.

A.A muhabirinin aldığı bilgiye göre, eşi Rahşan Ecevit ve DSP kurmaylarının yaptığı değerlendirme sonucunda, eski başbakanlardan Bülent Ecevit'in cenazesinin, şehir dışından gelecekler ve çalışanların da geniş katılımı dikkate alınarak ve bu yöndeki talepler doğrultusunda, 11 Kasım Cumartesi günü toprağa verilmesinin daha uygun olacağına karar verildi.

DEVLET MEZARLIĞI'NA DEFNEDİLECEK

Bülent Ecevit Ankara'daki Devlet Mezarlığı’na defnedilecek.

Bülent Ecevit için devlet töreni düzenlenmesi için Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığı’nın çalışma başlattı. Defnin ise Ankara'daki Devlet Mezarlığı’na yapılmasına karar verildi.
 


Mustafa Bülent Ecevit Kimdir !

Mustafa Bülent Ecevit, (d. 28 Mayıs 1925 İstanbul – ö. 5 Kasım 2006 Ankara). Şair, gazeteci, yazar, parti başkanı, başbakan ve siyaset adamı. 20. yüzyılın ikinci yarısında Türk siyasetine damgasını vurmuş en önemli isimlerden biri. "Ecevit Seceresi (Devlet Arşivi - No 1265)" belgesine göre İnebolu'da doğdu.

XI, I. Dönem Ankara Milletvekilliği, II, III, IV, V, XIX. Dönem Zonguldak Milletvekilliği, XX. Dönem İstanbul Milletvekilliği yaptı. Temsilciler Meclisi Üyesi, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı oldu. Çalışma Bakanı, Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı ve Başbakan olarak görev yaptı. Ancak üniversite mezunu olmaması nedeniyle Cumhurbaşkanlığına aday olamadı.

 

Bülent Ecevit Şiir kitapları

 

Bülent Ecevit Siyasî kitapları

 

 

Bülent Ecevit Kişisel yaşamı

Bülent Ecevit 28 Mayıs 1925 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası aslen güneydoğudan göçerek gelmiş bir Kürt ailesinden bir müderrisin oğlu Kastamonu doğumlu Ahmet Fahri Ecevit Ankara Hukuk Fakültesi'nde adli tıp profesörüydü. A. Fahri Ecevit daha sonra siyasete girerek 1943-1950 yılları arasında CHP'den Kastamonu milletvekilliği yaptı. İstanbul doğumlu olan annesi Fatma Nazlı ise ressamdı. Bülent Ecevit 1944 yılında Robert Kolej'den mezun oldu ve aynı yıl içinde çalışma hayatına Basın Yayın Genel Müdürlüğü'nde çevirmenlik yaparak başladı. 1946 yılında sınıf arkadaşı Rahşan (Aral) Ecevit ile hayatını birleştirdi. Önce Ankara Hukuk Fakültesi ve sonra da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'ne kayıt yaptırmasına rağmen yüksek öğrenimine devam etmedi. 1946-1950 yılları arasında Londra Elçiliğinin Basın Ateşeliği'nde kâtip olarak çalıştı. 1950 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin yayın organı olan Ulus Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Ulus Gazetesi Demokrat Parti tarafından kapatılınca Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerinde yazar ve yazı işleri müdürü olarak görev yaptı. 1955 yılında ABD'nin Kuzey Karolina eyaletinin Winston-Salem kentinde konuk gazeteci olarak çalıştı. 1957'de Rockefeller Bursu ile yeniden ABD'ye gitti, Harvard Üniversitesi'nde sekiz ay sosyal psikoloji ve Orta Doğu tarihi üzerine incelemeler yaptı. 1957 seçimlerinde CHP'den milletvekili oldu.

Bülent Ecevit Siyasi yaşamı

Bülent Ecevit CHP içinde yükselmesi


32 yaşında milletvekili olarak siyasi yaşamına başlayan Bülent Ecevit 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonraki seçimlerde tekrar milletvekili seçildi. 1961 yılında İsmet İnönü'nün kurduğu hükümette Çalışma bakanı oldu. 1965 yılındaki seçimlerde Zonguldak'tan yeniden milletvekili seçildi, seçimleri Süleyman Demirel'in başkanlığındaki Adalet Partisi kazandı. Bülent Ecevit bu tarihten sonra muhalefete geri dönen CHP'nin içinde ortanın solu görüşünün öncülüğünü yapmaya başladı. 12 Mart 1971 muhtırasına karşı tavrından dolayı İsmet İnönü'yle anlaşmazlığa düşerek Parti genel sekreterliğinden istifa etti. CHP'nin 5. Olağanüstü Kurultay'ında parti meclisi için yapılan güvenoylamasında Ecevit yanlılarının 507'ye karşılık 709 oy ile güvenoyu alması üzerine istifa eden İsmet İnönü'nün yerine 14 Mayıs 1972 tarihinde yapılan olağanüstü kurultayda genel başkanlığa seçildi.

Bülent Ecevit CHP Genel Başkanlığı dönemi

14 Ekim 1973 tarihinde yapılan seçimlerde Ecevit'in başkanlığındaki CHP en fazla oyu almasına rağmen çoğunluğu kazanamadı. 26 Ocak 1974 tarihinde Milli Selamet Partisi ile kurduğu koalisyon hükümetinde ilk defa başbakanlık görevini aldı. Sadece 10 ay süren bu koalisyon hükümetinin tarihe geçen en önemli olayı Kıbrıs Barış Harekâtı olmuştur. Bu hükümetin dağılması üzerine Süleyman Demirel'in başbakan olarak görev yaptığı AP-MSP-MHP-CGP partilerinden oluşan I. Milli Cephe hükümeti kuruldu. Muhalefete geri dönen Bülent Ecevit 5 Haziran 1977 tarihindeki seçimlerde CHP'nin oyunu %41'e çıkarmayı başardı. Bu oy oranı Türkiye Cumhuriyeti'nde bir sol görüşlü partinin kazandığı en yüksek oy oranı olarak tarihe geçti. Ecevit oy oranını artırmakla birlikte o zamanki seçim sistemine (Nisbi seçim sistemi) göre çoğunluğu kazanamadığı için bir azınlık hükümeti kurmaya karar verdi. Bu azınlık hükümetinin güven oyu alamaması nedeniyle tekrar Süleyman Demirel'in başbakanlığında II. Milli Cephe hükümeti (AP-MSP-MHP) kuruldu. Bu hükümetin de kısa ömürlü olması sonucu Ecevit AP'den ayrılan 11 milletvekilinin desteğiyle (Güneş Motel Olayı) 5 Ocak 1978 tarihinde yeni bir hükümet kurarak tekrar başbakan oldu. Ancak bu 11 milletvekilinin desteğini kazanmak için verdiği tavizler ve bakan yaptığı 11 milletvekili hakkında çıkan yolsuzluk söylentileri, dürüstlüğüyle tanınan Ecevit'e zarar verdi. Bu arada, Türkiye'nin ekonomik durumu gittikçe bozulmaya başlamış, sağ-sol çatışmaları sonucu işlenen cinayetler önlenemez duruma gelmişti. 1979 yılında yapılan ara seçimlerde başarısızlığa uğrayan Ecevit görevden çekildi ve Süleyman Demirel 25 Kasım 1979 tarihinde MSP ve MHP'nin desteğiyle bir azınlık hükümeti kurdu. 12 Eylül 1980 tarihinde Genel kurmay başkanı Kenan Evren'in komutasındaki silahlı kuvvetler ülkenin yönetimine el koydu. Diğer parti başkanlarıyla beraber Bülent Ecevit de siyasetten uzaklaştırıldı ve bir süre göz altında tutuldu. Daha sonra diğer bütün partilerin ileri gelenleriyle birlikte 10 yıl süreyle siyasete girmesi yasaklandı. Bu dönemde gazetecilik yaptı. Arayış dergisini çıkardı. 1981'de çıkan dergi 1982'de askeri rejim tarafından kapatıldı.

Bülent Ecevit Siyasete geri dönüşü: Demokratik Sol Parti dönemi

1985 yılında Bülent Ecevit'in siyasete girme yasağı devam ederken eşi Rahşan Ecevit'in başkanlığında Demokratik Sol Parti kuruldu. 1987 yılında yapılan referandumla eski siyasi liderlerin siyaset yasağı kaldırılınca Bülent Ecevit DSP'nin başına geçti. Aynı yılın Kasım ayında yapılan seçimlerde DSP barajı aşamayınca Ecevit siyasetten çekildi. 1989 yılında siyasete geri döndü ve DSP'nin başına geçti. 1991 seçimlerinde DSP'den milletvekili seçilerek 11 yıl sonra TBMM'ye geri döndü. 24 Aralık 1994 tarihindeki seçimlerde oy oranını artırarak solun en büyük partisi haline geldi. ANAP ve DTP'yle birlikte kurulan Anasol-D hükümetinde Başbakan yardımcısı oldu. Daha sonra da DYP ve ANAP'ın desteğiyle kurulan bir azınlık hükümetinde kısa süre için başbakan oldu. 18 Nisan 1999'da yapılan seçimlerde DSP en fazla oyu alınca başbakanlık görevini aldı ve bu görevi 2002 yılına kadar sürdürdü. 2002 yılında yapılan seçimlerde DSP'nin barajı aşamayarak TBMM dışı kalması üzerine siyasetten çekildi. İlerleyen yaşıyla birlikte sağlığı bozulan Ecevit 19 Mayıs 2006 tarihinde beyin kanaması geçirdi ve uzun süre yoğun bakımda kaldı. Bu sırada kendisi için tutulan ziyaretçi yazıları Kaldırım Defteri adıyla anılıyor. Bülent Ecevit, bitkisel hayata girdikten 172 gün sonra 5 Kasım 2006 tarihinde 22:40'da (20:40 [UTC]) GATA'da vefat etti.

[değiştir] Edebî kişiliği

Bülent Ecevit siyasi yaşamının yanı sıra yazar ve şairliği de birlikte yürütmüş ender siyasetçilerden birisidir. Sanskrit, Bengal ve İngilizce dillerinde çalışma yapmış olan Ecevit Rabindranath Tagore, Ezra Pound, T. S. Eliot, ve Bernard Lewis'in yapıtlarını Türkçe'ye çevirmiş, kendi şiirleri de kitap halinde yayımlanmıştır:

Bülent Ecevit Şiirleri

  1. AV
    ormanın kuytusunda vurulan geyik
    hayvanlar acınla suskun
    dallar yasınla eğik
    boynuzlarında çizgilerinde gözlerinde
    avcının söndüremediği iyilik


    1971




  2. BACH SONATI
    ne ben sorayım seni
    ne sen beni sor
    soyunmuş seslerimiz tenden
    boşlukta bir aşk örüyor
    
    ses olmuş duygular
    yaklaşır dalga dalga zamansız
    kavuşsa da seslerimiz birbirine
    biz kavuşamayız
    
    ne kollarımız var saracak
    ne öpecek dudaklar
    ne görülecek yüzümüz var
    ne görecek göz
    
    biz aşk örüyoruz boşlukta
    çizgiden soyut
    zerreden öz



  3. GÖÇMEN
    Sevdiklerimin başında bir bilmediğim
    Görmediğim özlemediğim özlediklerimin başında
    
    Yurdum olmadan sıladayım
    Kimsem ölmeden yasta
    Yollarda gözlediğim ne
    Mektuplarda beklediğim ne
    
    Nereden sürmüşler beni buralar nere
    buralar nere, buralar nere
    
    Bir bildiğim olmalı, bilmez olmuşum
    Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum
    Buralara konmuş göçmen olmuşum
    Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum



  4. İNSAN
    elbette senden güzel olacaktı
    çizdiğin resim
    yaptığın heykel
    senden büyük olacaktı
    senden yakışıklı
    
    elbette senden doğru söyliyecekti
    yazdığın şiir
    
    elbette senden çok duyacaktı
    söylediğin türkü
    
    sen olduğundan büyüksün
    sen olduğundan iyisin
    sen olduğundan güzel



     
  5. KÖYLÜ KADINLAR
    
    köylü kadınlar
    fistanları güllü kadınlar
    
    topraktan doğup da toprağı yoğurandıur onlar
    veresiye canlarını doğurandır onlar
    
    köylü kadınlar
    fistanları güllü kadınlar
    
    yüzleri güneştir onların yanık
    ayakları topraktır onların yarık
    
    doyulmadan güzelliğine
    tarlalarda solandırlar
    
    köylü kadınlar
    fistanları güllü kadınlar
    
    
  6. MAĞARA
    
    
    mağaranın duvarına
    hayvanları taştan oydum
    kükrediler karanlıkta
    türkülerle karşı koydum
    
    karanlıktı mağara
    ışığı taştan oydum
    üşüyordum
    bir de güneş koydum
    
    aşk oydum mağaranın duvarına
    aşk oydum
    ağrıdı taşlar
    yarıldı mağara
  7. PROMETE KENTTE
    
    promete şimdi kentte
    kayalara bağlı değil
    beton duvarlarla çevrilidir
    kartalların giremiyeceği bir semtte
    kendi kendini kemirir
  8. PÜLÜMÜRÜN YAŞSIZ KADINI
    
    
    Pülümürün bir dağ köyünde gördüm onu
    yaşını sordum bir giz gibi güldü
    kimi seksen dedi köylülerden kimi yüz
    yüzüne baktım bir giz gibi güldü
    
    bir asa vardı elinde
    bir solmuş kırallığın
    kadifeden harmanisi üzerinde
    bir hititliydi o bir selçukluydu
    bir ermeniydi bir kürttü
    bir türk
    
    yaşını sordum bir giz gibi güldü
    koluma girdi bir soylu kadınca
    tozlu köy yolunda sürüyerek eteğini
    beni tek gözlü sarayına götürdü
    köy yapısı kulübesinin
    
    zamanı onda yitirdim ben
    yitik zamanlara onda eriştim
    en soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında
    bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim
     
  9. SINIR
    
    
    dur yolcu bura sınır
    yabandır yasaktır ötesi
    çiçeklerden seçemezsin
    kokuları renkleri bir bir
    
    kuşdan pasaport sorulmaz
    gümrüksüz geçer yüküyle karınca
    dur yolcu bura sınır
    sen geçemezsin
    
    dereye bakma durmaz akar
    öteden de içer ceylan bu suyu
    dur yolcu bura sınır
    sen geçemezsin
    
    dur yolcu bura sınır
    ne çizili ne yazılı
    geçemezsin yine de silemezsin
    içinde kazılı
  10. TAKA
    
    
    takalar geçiyor allı yeşilli
    takalar geçiyor dümenleri lâzlı
    takalar geçiyor en nazlı
    yelkenlilerden de güzel
    
    güvenli sularda işsiz dönenen
    gezi yelkenlerinden çok duyarak denizi
    takalar geçiyor enginlere
    yamalı göğsünü gere gere
    
    takalar geçiyor yükle yürekle
    takalar geçiyor emekle dolu
    günlük güneşlik kıyılarından kopmuş
    denizlerde Anadolu
    
    kıyılar kadın olmuş
    açılır gider erkeği
    takalar takalar toprağın
    denizde çarpan yüreği
  11. TÜRK-YUNAN ŞİİRİ
    
    
    sıla derdine düşünce anlarsın
    yunanlıyla kardeş olduğunu
    bir rum şarkısı duyunca gör
    gurbet elde istanbul çocuğunu
    
    türkçenin ferah gönlünce küfretmişiz
    olmuşuz kanlı bıçaklı
    yine de bir sevgidir içimizde
    böyle barış günlerinde saklı
    
    bir soyun kanı olmasın varsın
    damarlarımızda akan kan
    içimizde şu deli rüzgâr
    bir havadan
    
    Bu yağmurla cömert
    bu güneşle sıcak
    gönlümüzden bahar dolusu kopan
    iyilikler kucak kucak
    
    bu sudan bu tattandır ikimizde de günah
    bütün içkiler gibi zararı kadar leziz
    bir iklimin meyvasından sızdırılmış
    bir içkidir kötülüklerimiz
    
    aramızda bir mavi büyü
    bir sıcak deniz
    kıyılarında birbirinden güzel
    iki milletiz
    
    bizimle dirilecek bir gün
    Ege'nin altın çağı
    yanıp yarının ateşinden
    eskinin ocağı
    
    önce bir kahkaha çalınır kulağına
    sonra rum şiveli türkçeler
    o Boğaz'dan söz eder
    sen rakıyı hatırlarsın
    
    Yunanlıyla kardeş olduğunu
    sıla derdine düşünce anlarsın
    
    
    
                              Londra, 1947
  12. UYUM
    
    
    			halk ozanı Levnî'ye özen
    
    
    boşluğa bulut buluta yağmur
    yağmura toprak ne güzel uymuş
    
    gündüze güneş güneşe tarla
    tarlaya başak ne güzel uymuş
    
    başağa buğday buğdaya insan
    insana emek ne güzel uymuş
    
    emeğe eylem eyleme yürek
    yüreğe sevgi ne güzel uymuş
  13. YAPAMADIĞIMIZ
    Rahşan'a
    
    akşam kapı eşiğinde bir terli giysi gibi
    soyunmak vardı derdinden evrenin
    bir entari serinliğini giyinmek
    kendi derdini tespih gibi çekmek elinde
    
    yün örmen vardı akşamları koltuğa gömülü
    karşında polisiye roman okumak vardı
    sorgusuz bakışmak yoruldukça gözlerimiz
    sevinçsiz gülmek üzüntüsüz ağlamak
    
    oturmağa konuklar gelmesi bazen
    çevresinde bir masanın kaygısız
    sıcacık konularda bir demli çay gibi
    bilmedik komşularla konuşmak
    
    dünyamızla uyuşmak vardı
    oyunda sonunu görmeden oynamak
    sevinebilmek kazandığına
    yitirdiğine yerinebilmek
    
    düşünmiyebilmek yoruldukça düşünmekten
    kamaştıkça örtebilmek gözlerini
    düşlerde bile ışıktan sakınarak kendini
    uyayabilmek vardı vaktinde rahat
    
  14. YARGI
    
    öldürenle katiliz çalanla hırsız
    tümümüz sanığız tümümüz savcı
    tümümüz suçlu tümümüz yargıç
    
    kimi aklar kimi suçlarız
    kimi bağışlar kimi asarız
    kendimizi başkasında
    
    hergün bıçak saplı
    birinin arkasında
    vurulan da biziz vuran da
  15. YARIN
    
    birşeyler olacak yarın
    duruşundan belli
    kırdaki atların
    bulutların koşuşundan belli
    kazışından köstebeklerin toprağı
    
    karıncaların telâşından belli
    birşeyler olacak yarın
    belki bir tomurcuk
    belki bir ağacın düşen yaprağı
    belki de bir çocuk
    
    pek o kadar göremesek de uzağı
    kuşların uçuşundan belli
    birşeyler olacak yarın
    öbürgünden önemsiz
    yarından önemli
 

Derlemedir...
Lütfen Kullanırken kaynak gösteriniz. Tesekkurler.
örnek: kaynak: www.karizmatik.biz
 

 

 

Hosting Hizmetleri