Gotik olmak kötu değil, gotik metal dinlemek de öyle. kötu olan, bunu yanlış yorumlayarak yanlış algılanmasına neden olmak.
Gotik (gothic) Giyinmek, Gotik (gothic) Nasıl Giyilir (giyinir) ?
''evet, mutlaka siyah ya da mor giyeceksin, kızların göz makyajı siyah kalemle yapılıp mümkünse akacak, saçlar siyah arada kızıl balyajlar olacak. depresyon hırkan ve kaçık file çorabın yoksa gothic olamazsın! bu aslında her tür müziğin piyasasında olan bir şey. rap dinleyenlerin bol giyinmesi, pop dinleyenlerin bukalemun gibi sürekli modayı takip etmesi gibi. bu tip aptal modalar müziğin içini boşaltıyor. özellikle buluğ çağındaki gençler mesela, dinledikleri müziğin kökenini, felsefesini, melodisini, sözlerini es geçip hemen ambalajını giyiniyorlar. gözümü boyadım, beyaz pudramı sürdüm, gothic oldum diye geziyorlar. işte bu sadece içini boşaltmak.''
Gotik (gothic) Tarihi, Geçmişten Günümüze Gotik
Bence gotik sanatının başlıca ve en önemli yönü insani olmasaydı.Tanrının yeri olan katedraller bile hayat ve insanlığın temel ve çirkin yönlerinin birleşimiydi.Ortaçağda eski yunan filozoflarının tekrar keşfedilmeleriyle insanlar kendilerinin ve dünyalarının daha kompleks olduğunu fark etmeye başladılar.Bu tanrı ve ilahiyatla ilişkilerini de kapsadı. Düalizm çok belirginleşti.Her şeyin iki yüzü vardır.İnsanlar beden ve ruh, iyi ve şeytandır.Tozdan yaratıldık ama hala cenneti isteyebiliyoruz.Gotik mimarisi Dualiteyi ve yüceliğin olasılığını mükemmel bir şekilde sergiler.Bir katedralde hareket vardır – gözler, süzülerek zarif sütunlara ve anlamlı kemerlere , oradan, yükseldikçe artan ışığa doğru uçarak göğü delip geçecek gibi gözüken kulenin sivri ucuna ya da tepesine ulaşana kadar sabit olarak yukarı yönelir.Yine de bir ağırlığı ve yerçekimi vardır.Sağlam bir şekilde insan ırkının arazisi olan kirli toprağa kök salmış dır.Katedralin kalın zemini ve kulelerin sivri uçları arasında heykel galerilerinin yanı sıra İsa’yı, azizleri ,mutlak hükümdarları ve bizlerden herhangi birinin sahip olabileceği yüzleri betimleyen görkemli pencereler bulunur.Ayrıca fantezi ürünü canavarlar ve yaratıklar olduğu gibi satir ve açık seçik imgeler de bulunur.Yukarıdakiler, gotik katedrallerinin ortak sahip oldukları şeylerdir.Ancak her biri eşsiz ve bulundukları değişik şehirlerin ve onları yapan değişik insanların etkisindedirler.Katedrallerin şaşkınlığa uğratan “şatafatı” için önemi olan gerçek şudur ki onca yıl boyunca çok sayıda insanın onların üstünde çalışmış olması ve her birinin hayal güçlerinin vahşileşmesine izin vermiş olmalarıdır.Bu yeni bir bireysel anlayışın kabul edildiğini ve insan dehasının üstünde durulduğunu gösterir.Bu, sanatın ve öğrenmenin Avrupa da doğduğu, insanların kendi zekalarını ve yaratıcıklarını keşfedip ürünlerini aldıkları zamandır.Aynı zamanda katedraller inşa edilmeye başlanmış ve ilk Avrupa üniversitelerinin kökenleri oluşmuştur.Bu üniversiteler modern standartlara göre çok zor ve yoruculardı – öğrenciler nerden gelmiş olurlarsa olsunlar, kilisede de olduğu gibi Latince konuşmalıydılar; kitapları, kalemleri ve kağıtları olmadığından dersleri ezberlemek zorun dalardı; ansiklopedik bilgiye sahip olup mantıklı konuşup mantıklı tartışmaları gerekiyordu.Eğitimin en büyük amaçlarından biri Hıristiyanlık öncesi filozofların yazılarını alıp onları Hıristiyan teolojisindeki dünya temeline uygulamaktı.Hiç kolay bir iş değil! Gotik katedrallerini özel yapan bir başka şey ise onların bitmiş olduğu gerçeğidir.Tam eksiksiz olmayan teknoloji sebebiyle bazı aksaklıklar çıkabilse de bitmiş katedraller zamanın ve unsurların sınavına karşı ayakta durmaktadırlar.İlk kez olarak insanlık doğanın merhametine daha az ihtiyaç duymuştur. Yüzyıllarca sonra bile biz hala aynı merhamete ihtiyaç duyuyoruz.Yine de gotik, sadece görsel sanatların bir fenomeni değildir.Bununla beraber gotik yazarları da bulunmaktadır. Bunlardan günümüzde de en çok bilinenlerinden biri Canterbury Hikayeleri’nin yazarı Geoffrey Chaucer’dır.Chaucher, hikayelerinde bu yükselen hareketin ayrıntılarını ve insanüstü temayı anlatır.Karakterleri türlü türlü ve eşsiz bireylerdir, bazıları ise kasıtlı olarak grotesktirler.Dili son derece hünerli ve değişiktir.O, kuzey ortaçağ insanının en iyi örneğidir.Chaucer’un en ilginç olan tarafı ise aslında onun gotik döneminin en sonunda yaşamış olmasıdır.Onun yaşadığı 14. yüzyılın göze çarpan özelliği kuzey ortaçağ döneminin trajik ve vakitsiz bir biçimde çöküşüdür.14. yüzyıl bir faciadır.Avrupa nüfusunun büyük bir kısmını öldüren kara veba bu problemlerin en küçüklerinden biriydi.Bunun dışında iklimdeki değişiklik nedeniyle büyük bir kıtlık baş göstermişti.Bugün bizim parazitlere ve El Nino’ya yoracağımız felaketleri 14. Yüzyıl insanı tanrının gazabına yormuşlardır.Chaucer bu terör ve kargaşadan hala tam olan gotik idealleriyle sağ çıkmıştır.Muhtemelen onu avutan etrafına baktığında hala ayakta olduklarını gördüğü gotik katedralleriydi.Fakat o azınlığa dahildi.Pek çok insan gotik katedrallerini babail kuleleri gibi gururun ve kibirliliğin simgesi olarak gördüler.Birçok büyük sanatçının ve öğrencinin daha işleri tamamlanmadan veba nedeniyle ölmesiyle oluşan korku gotik döneminin duraklamasını sağlayan basit bir gerçektir.Ortaçağ gotiziminin incelenmesi ve takdir edilmesi daha yeni yeni tekrarlanmaya başlanmıştır.19. yüzyılda tekrar moda olmuş ve ortaçağ incelemeleri günümüzdeki modern üniversitelerin önemli konularından biri olmuştur.İhmal edilmiş ve dil uzatılmış bir çağın parlak ve optimist yönlerini tekrar keşfediyoruz.İnsanların gotik katedrallerine sadece dil uzatmakla kalmayıp onları anlamayıp, değerlerini ve önemlerini fark edemedikleri için onları yok ettiği yüzyıllardan sonra gotik katedralleri daha yeni yeni önemsenmeye ve restore edilmeye başlanmıştır.”Ortaçağ” kelimesi barbarlık,karanlık ve pesimistlik anlamı taşırken şimdi onun aslında kuzey Avrupa'nın altın çağı olduğunu öğreniyoruz.Şimdi bunların hepsinin modern gotik kültürüyle ne ilgisi var?Çok ilgisi var…Bizim kültürümüze, onun gerçek anlamını,iyimserliğini ve güzelliğini görememiş insanlar tarafından dil uzatılmış ve kara gölgeler düşürülmüştür.Büyük ihtimalle “gotik” terimi Rönesans İtalyanlarının ortaçağ sanatı hakkındaki aynı cins hor görme ve eğlence anlayışından ortaya çıkmıştır.Biz uygulanabilir bireysellik, sanat ve zekaya inanıyoruz.Biz bunları yarattığımız şeylerle ve giyim tarzımızla gösteriyoruz.Biz hem cennetsel hem dünyevi olanı, hem aklı hem vücudu kabul ediyoruz.Gotik lekeli cam pencere gibidir, dışarıdan içeriye bakıldığında karanlık ve kötülük sezilir ancak içeriye adım atmaya ve farklı bir perspektiften bakmaya cesaret ettiğiniz anda ışıkla dolu olduğunu ve şaşırtıcı bir güzelliği olduğunu görürsünüz

